<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Mekanı</title>
	<atom:link href="http://saglik.meleklermekani.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://saglik.meleklermekani.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 May 2012 13:50:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Sağlıklı bir yaşam için Papatya çayı için!</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/saglikli-bir-yasam-icin-papatya-cayi-icin.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/saglikli-bir-yasam-icin-papatya-cayi-icin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 May 2012 13:50:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[papatya çayı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5168</guid>
		<description><![CDATA[papatya çayının faydaları yararları etkileri nelere iyi gelir&#8230; Doğadan gelen mucizevi etkilerden bir tanesi ile yine karşınızdayız meleklerim. Başlığımızdan da görebileceğiniz üzere papatya çayı birçok konuda yarattığı mucizevi etkiler ile vücuda gerçekten büyük faydalar sağlıyor. Doğru olarak demlenen ve bu şekilde tüketilen papatya çayının, ne gibi faydaları var öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki makalemizi okumalısınız. Doğru demlendiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>papatya çayının faydaları yararları etkileri nelere iyi gelir&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Doğadan gelen mucizevi etkilerden bir tanesi ile yine karşınızdayız meleklerim. Başlığımızdan da görebileceğiniz üzere papatya çayı birçok konuda yarattığı mucizevi etkiler ile vücuda gerçekten büyük faydalar sağlıyor. Doğru olarak demlenen ve bu şekilde tüketilen papatya çayının, ne gibi faydaları var öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki makalemizi okumalısınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone  wp-image-5169" title="papatya_cayi_ve_faydalari" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/papatya_cayi_ve_faydalari.jpg" alt="" width="361" height="241" /></p>
<p style="text-align: justify;">Doğru demlendiği takdirde arada bir içilen papatya çayının sağladığı faydalar saymakla bitmiyor. Tek yapmanız gereken bir miktar kurutulmuş papatyayı kaynar su dolu bir demliğin içen atıp 8-10 dakika iyice demlenmesini beklemeniz. Etkisini yitirmemesi için kaynatmamalı sadece demleyerek, ılık tüketmelisiniz.</p>
<p>Peki, faydaları nelerdir?</p>
<p>• Papatya çayının iltihaplanmaları iyileştirici özelliği vardır.</p>
<p>• Spazm çözücü ve gaz gidericidir.</p>
<p>• Kabızlığı önler, bağırsakları çalıştırır.</p>
<p>• Romatizma ağrılarını hafifletici özelliği vardır.</p>
<p>• Adet sancılarının ve şişkinliklerinin giderilmesinde faydalıdır.</p>
<p>• Mide hastalıklarına karşı koruyucudur.</p>
<p>• Gargara suyu olarak kullanılırsa ağız ve boğaz yaralarının çabuk iyileşmesine sağlar.</p>
<p>• Uyku sorunlarının giderilmesinde yardımcı olur, rahat bir uyku uyumanızı sağlar.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/saglikli-bir-yasam-icin-papatya-cayi-icin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinir sıkışması ve detayları</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/sinir-sikismasi-ve-detaylari.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/sinir-sikismasi-ve-detaylari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 May 2012 13:15:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[sinir sıkışması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5123</guid>
		<description><![CDATA[sinir sıkışması nedir nasıl geçer tedavi yöntemleri&#8230; Sinir sıkışması anlamında ekstra bilgiler öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki yazımıza bir göz atmalısınız. Ciddi sonuçları arkasından getirebilecek bu rahatsızlık ile ilgili sizlere çeşitli bilgiler sunuyoruz meleklerim&#8230; Sinir sıkışması kemikler arasında ya da lifler arasında bulunan sinirlerin zedelenmesi kemikler ve diğer organlar tarafından baskıya uğraması sonucunda gelişir genellikle dirsekte sinir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>sinir sıkışması nedir nasıl geçer tedavi yöntemleri&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Sinir sıkışması anlamında ekstra bilgiler öğrenmek istiyorsanız, aşağıdaki yazımıza bir göz atmalısınız. Ciddi sonuçları arkasından getirebilecek bu rahatsızlık ile ilgili sizlere çeşitli bilgiler sunuyoruz meleklerim&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone  wp-image-5124" title="sinir_sikismasi" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/sinir_sikismasi.jpg" alt="" width="368" height="276" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Sinir sıkışması</strong> kemikler arasında ya da lifler arasında bulunan sinirlerin zedelenmesi kemikler ve diğer organlar tarafından baskıya uğraması sonucunda gelişir genellikle dirsekte <strong>sinir sıkışması</strong>,  belde sinir sıkışması, ayak kemiklerinde sinir sıkışması (morton nöroma) El bileklerinde sinir sıkışması (karpal Tünel sendromu) şeklinde gelişir vücudun diğer yerlerinde de sinir sıkışmaları meydana gelebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle tekrarlayan hareketlerden ve uzun süre aynı şekilde kalmaktan kaçının. Klavyeyi çok kullananlarda karpal tünel sendromu dar ve topuklu ayakkabı giyenlerde morton nöroma gelişebilir<a href="http://www.rujlu.com/" rel="nofollow">.</a> Sinir sıkışmaları çok ağrılı olabilir <strong>Bel fıtığı</strong> da bir tür sinir sıkışmasıdır. Doğru beslenme ve egzersilerle sinir sıkışmalarından vücudunuzu uzak tutabilirsiniz. Sinir sıkışmalarının tedavisinde öncelikle ateller pedler gibi medikal malzemelerle tedavi yoluna gidilir.</p>
<p>Sonuç alınamazsa Antibiyotik takviyeli fizik tedavilere devam edilir bu da çözüm sağlamazsa cerrahi müdahale yapılır.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/sinir-sikismasi-ve-detaylari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akneleri yok edebilme önerileri</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/akneleri-yok-edebilme-onerileri.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/akneleri-yok-edebilme-onerileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 13:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[akne tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5166</guid>
		<description><![CDATA[akne nedir nasıl oluşur nasıl tedavi edilir nasıl geçer&#8230; Cilt üzerinde oluşan en temel rahatsızlıklar içerisinde &#8220;akneler&#8221; yer alır. Oluşumu ile birlikte fazlasıyla can sıkan akneler, doğru tedavi yöntemleri ile sorun olmaktan çıkartılabiliyor meleklerim. Bende cildimde oluşan aknelerden kurtulmak istiyorum diyorsanız, aşağıdaki makalemizi mutlaka ama mutlaka okumalısınız. Genel olarak &#8216;sivilce&#8217; adıyla bildiğimiz akne, en sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>akne nedir nasıl oluşur nasıl tedavi edilir nasıl geçer&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Cilt üzerinde oluşan en temel rahatsızlıklar içerisinde &#8220;akneler&#8221; yer alır. Oluşumu ile birlikte fazlasıyla can sıkan akneler, doğru tedavi yöntemleri ile sorun olmaktan çıkartılabiliyor meleklerim. Bende cildimde oluşan aknelerden kurtulmak istiyorum diyorsanız, aşağıdaki makalemizi mutlaka ama mutlaka okumalısınız.</p>
<p><img class="size-full wp-image-5167 alignright" title="akne_nedir_nasil_tedavi_edilir" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/akne_nedir_nasil_tedavi_edilir.jpg" alt="" width="334" height="500" /></p>
<p style="text-align: justify;">Genel olarak &#8216;sivilce&#8217; adıyla bildiğimiz akne, en sık rastlanan cilt problemlerinden biridir. 100 kişiden 60&#8242;ının hayatının bir döneminde akne görülür. Bunların % 5&#8242;i ise tedaviye dirençli ya da zor tedavi edilebilen akne olabilir. Akne, derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normalde, bu bezlerin salgıladığı yağın deri yüzeyine çıkarak atılması gerekir. Ancak ergenlik döneminde yağ bezi daha fazla yağ salgılar. Bu yağın deri yüzeyine geçişini sağlayan kanal da yoğunlaşmış bir yağ kütlesi nedeniyle tıkanır. Aknenin temel nedeni bu tıkanmadır. Bu tıkacın yüzeyindeki yağ, hava ile temas edince oksitlenerek siyahlaşır ve cildimizde zaman zaman gördüğümüz ve sıkmaya çalıştığımız siyah noktalar (komedon) oluşur.</p>
<p>Derimizde ne kadar temizlesek de birçok bakteri bulunur. Bu bakteriler, yağ bezlerinin tıkalı olan kanallarından içeri girerek hem varlıklarıyla hem de ortaya çıkardıkları bir takım kimyasal maddeler nedeniyle tıkanmış olan yağ bezinde bir iltihaba (enflamasyon) yol açar ve yüzümüzde gördüğümüz kırmızı kabarık lezyonlara neden olurlar.</p>
<p>Akne, ister hafif ister ciddi olsun mutlaka hekiminizin size vereceği bilgiler doğrultusunda kontrollü ve güvenli biçimde tedavi edilmelidir. Unutmayın ki &#8220;tedavi edilemeyecek akne yoktur!&#8221;. Ancak farklı türde ve şiddette aknenin tedavisi için farklı seçenekler vardır ve tedavinin başarılı olabilmesi için uygun olanının seçilmesi esastır. Bu nedenle hekiminizin önerilerine sıkı sıkıya uymak, tedaviyi bilinçli bir şekilde sürdürmek gerekir.</p>
<p>Retinoid tedavisi Akne tedavisinde topikal (harici) ürünlerle veya oral (ağızdan) antibiyotiklerle beklenen düzeyde iyileşme sağlanamıyorsa, özellikle kist ve nodüller varsa veya hızla skar oluşumu söz konusuysa hekimler bu tedaviye geçebilir. Bu tedavi yalnızca dermatologlar tarafından uygulanır. Tedavi sırasında hekimin öneri ve uyarıları mutlaka izlenmelidir. Hekim ve eczacılar bu konuda size daha geniş bilgi verebilir.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/akneleri-yok-edebilme-onerileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş gözlüğü seçiminde dikkat edilmesi gerekenler!</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/gunes-gozlugu-seciminde-dikkat-edilmesi-gerekenler.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/gunes-gozlugu-seciminde-dikkat-edilmesi-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 14:18:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[güneş gözlüğü seçimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5163</guid>
		<description><![CDATA[güneş gözlüğü seçiminde dikkat etmeniz gerekenler&#8230; Yaz aylarında, güneşin zararlı ışınlarından gözleri koruyabilme anlamında kullanılan güneş gözlükleri, yanlış seçimler ile birlikte çeşitli sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına etken olabiliyorlar. Bu yüzden güneş gözlüğü seçimlerinde dikkatli davranılmalı ve sağlığı etkilemeyecek seçenekler tercih edilmelidir. Sahtesi göze zarar • Yaz aylarında sokağa çıkarken, özellikle de plaj ve benzeri açık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>güneş gözlüğü seçiminde dikkat etmeniz gerekenler&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yaz aylarında, güneşin zararlı ışınlarından gözleri koruyabilme anlamında kullanılan güneş gözlükleri, yanlış seçimler ile birlikte çeşitli sağlık problemlerinin ortaya çıkmasına etken olabiliyorlar. Bu yüzden güneş gözlüğü seçimlerinde dikkatli davranılmalı ve sağlığı etkilemeyecek seçenekler tercih edilmelidir.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-5164" title="gunes_gozlugu_secimi" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/gunes_gozlugu_secimi.jpg" alt="" width="310" height="351" /></p>
<p><strong>Sahtesi göze zarar</strong></p>
<p>• Yaz aylarında sokağa çıkarken, özellikle de plaj ve benzeri açık alanlara giderken mutlaka güneş gözlüğü takılmalı.</p>
<p><strong>Güneş gözlüğünün koruyucu olabilmesi için sahte olmamalı</strong></p>
<p>• Sahte gözlükler, güneşten gelen zararlı ışıklara karşı gözü korumadığı gibi, aksine göze gelen zararlı ışıkların miktarını artırarak daha da zararlı sonuçlar doğurabilir. Sahte gözlük takmaktansa hiç takmamak daha iyi. Bu nedenle, güneş gözlüğü alırken ve seçerken çok dikkatli olunması gerekiyor.</p>
<p><strong>Camları nasıl olmalı?</strong></p>
<p>• Güneş gözlüğünün iyi bir koruma sağlayabilmesi için yüksek derecede (en az yüzde 70-80) ultraviyole süzen bir camdan yapılması gerekli.</p>
<p>• Bu konuda polarize camlar son derece başarılı. Gerçek güneş gözlüklerinin ultraviyole ya da mor ötesi ışınları süzdüğüne dair bir sertifikası var.</p>
<p>• Gözlük alırken bu durum soruşturulmalı, ultraviyole ışınlarını süzdüğüne dair sertifikası olmayan güneş gözlükleri alınmamalı.</p>
<p><strong>Şekli nasıl olmalı?</strong></p>
<p>• Güneş gözlüğünün camı kadar şekli ve yüzde duruşu da önemli. Her şeyden önce güneş gözlüğü çerçevesi kişinin yüz yapısına uygun olmalı ve göz çevresini çepeçevre sarmalayarak, gözlere yakın durmalı.</p>
<p>• Güneş gözlüğünün iyi bir koruma sağlayabilmesi için, gözü üstten ve yandan gelen ışınlara karşı da koruması gerekir. Bu nedenle de çerçeve buna göre düzenlemiş olmalı.</p>
<p><strong>Hangi yüze hangi model?</strong></p>
<p>• Güneş gözlüğü seçimi yapılırken mutlaka konunun uzmanı optik merkezlerinin tercih edilmesi gerekiyor.</p>
<p>• İlaç nasıl eczanelerden alınıyorsa gözlük de optiklerden satın alınmalı. Gözlük sadece göz sağlığımız için değil kullanıcıların yüz estetiğini de yakından ilgilendirir.</p>
<p>• Bunun için gözlük alırken; yüzünüz kare ya da kareye yakınsa; kavisli çerçeveler sizin için en uygun olanlardır. Uzun bir yüze sahipseniz; çerçeveleriniz yüzünüzü kaplamalı. Böylece gözlük yüzünüzü ikiye ayırdığı için normalden daha uzun görünmesini engelleyecektir.</p>
<p>• Yüzünüz yuvarlak ise düz ya da açılı çerçeveleri tercih etmenizi tavsiye ederiz. Üçgen bir yüze sahipseniz; çerçevelerinizin çizgilerinin düşey olmasına dikkat etmelisiniz. Yüzünüz oval ise çerçeveleriniz mutlaka yüz büyüklüğüne orantılı olmalıdır.</p>
<p><strong>Sahte güneş gözlükleri körlüğe neden oluyor</strong></p>
<p>• Güneş gözlüğü seçimi yaparken dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, sahte güneş gözlüklerinin renginden dolayı gözbebeklerini fazla büyüterek gözün güneşin zararlı ışınlarına maruz kalarak kalıcı zararlara hatta körlüğe yol açtığını kaydediyor.</p>
<p>• Güneş gözlüğü satın alırken, uzun dönemde göz sağlığını maksimum koruyacak güneş gözlükleri seçilmeli. Aksi halde sahte güneş gözlükleri koruma sağlamadığı gibi göze zarar veriyor.</p>
<p>• Normalde karanlık ortamlarda göz bebeklerimiz büyür. Böylece daha çok ışık göz bebeklerimizden içeri sızar. Eğer yüzde 100 ultraviyole koruyuculuğu olmayan gözlükleri kısa süreli takarsak güneşin zararlı ışınları gözümüzde kızarmaya, uzun süreli kullanılması halinde ise gözde kalıcı zararlara, hatta körlüğe bile neden olabilir.</p>
<p><strong>Gözlüğü test edin</strong></p>
<p>• Uzmanlar, tasarımcı marka güneş gözlüklerinin genelde kaliteli camlara sahip olduğunu ancak mağaza zincirlerinde satılan daha ucuz güneş gözlüklerinin de aynı derecede hatta kimi zaman daha da kaliteli camlara sahip olabildiğinin altını çiziyor.</p>
<p>• Ve güneş gözlüklerini almadan önce basit bir kalite testi öneriyorlar; güneş gözlüğünü kolunuz mesafesinde tutun ve hafifçe eğin. Bu mesafe dahilindeki bir nesneye odaklanın, gözlüğü bir aşağı bir yukarı oynatın ve özellikle de camların kenarlarında herhangi bir kayma olup olmadığına bakın. Eğer camlar kaliteliyse, herhangi bir kayma olmaması gerekiyor.</p>
<p><strong>Çocuklar da güneş gözlüğü takmalı</strong></p>
<p>• Genç insanları gözlerine bu kadar az dikkat etmeleri, bir insanın hayatı boyunca mağruz kaldığı UV ışınlarının yüzde 80′inin 18 yaşından önce olduğu düşünüldüğünde daha da endişe verici.</p>
<p>• Uzun vadede oluşabilecek herhangi bir zararı en aza indirmek için çocukların güneş gözlüğü taktıklarından emin olmak bu sebeple özellikle önemli.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/gunes-gozlugu-seciminde-dikkat-edilmesi-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğru beslenerek hafızanızı güçlendirin!</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/dogru-beslenerek-hafizanizi-guclendirin.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/dogru-beslenerek-hafizanizi-guclendirin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2012 13:58:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[hafızayı güçlendirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5161</guid>
		<description><![CDATA[doğru beslenme önerileri ile hafızayı güçlendirme önerileri yöntemleri&#8230; Hafızanızı güçlendirebilme anlamında sizlere yardımlarda bulunabilecek birkaç besini sizlere sunuyorum meleklerim. Günlük yaşam içerisinde tüketeceğiniz bu besinler ile sizlerde hafızalarınızda yaşadığınız zayıflığı güçlendirebilir, bu şekilde daha huzurlu bir yaşam sürebilirsiniz. Elma Günde bir ya da iki adet elma, unutkanlığı bir kenara bırakmanıza yardımcı olur. Elmanın içinde bulunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>doğru beslenme önerileri ile hafızayı güçlendirme önerileri yöntemleri&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hafızanızı güçlendirebilme anlamında sizlere yardımlarda bulunabilecek birkaç besini sizlere sunuyorum meleklerim. Günlük yaşam içerisinde tüketeceğiniz bu besinler ile sizlerde hafızalarınızda yaşadığınız zayıflığı güçlendirebilir, bu şekilde daha huzurlu bir yaşam sürebilirsiniz.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-5162" title="hafizayi_guclendiren_besinler" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/hafizayi_guclendiren_besinler.jpeg" alt="" width="355" height="473" /></p>
<h4>Elma</h4>
<p>Günde bir ya da iki adet elma, unutkanlığı bir kenara bırakmanıza yardımcı olur. Elmanın içinde bulunan antioksidan madde hafızanın güçlenmesini sağlar. Beyindeki hücrelerin serbest radikallerden etkilenmesini engeller.Yapılan araştırmalar alzheimer hastalığına yakalanmış kişilerin günde iki elma yiyerek oldukça büyük gelişme gösterdiklerini ortaya koymuştur.</p>
<h4>Omega 3</h4>
<p>Omega 3 hafızayı güçlendirir. Somon, ton, sardalye balıklarında oldukça fazla miktarda bulunur. Omega 3 içeren bu balıkları haftada en az iki defa tüketmek gerekmektedir. Omega 3&#8242;ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve ketentohumu sayılmaktadır. Ceviz, badem ve fındık da Omega 3 kaynaklarıdır.</p>
<h4>Demir</h4>
<p>Demir, hafızanın daha iyi çalışmasını salar. Yeme alışkanlıklannız içinde demir içeren besinler az sayıdaysa hafızanız ile ilgili problem yaşamanız doğaldır. Demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Kırmızı et, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir.</p>
<h4>Domates</h4>
<p>Domateste bulunan ve oldukça güçlü bir antioksidan olan likopen, alzheimer gibi hafızanın zayıflamasına yol açan hastalıklara karşı oldukça etkilidir. Bu nedenle bol bol domates tüketmeye çalışmalısınız.</p>
<h4>Fındık</h4>
<p>Yapılan araştırmalar E vitamininin zayıflayan hafızaya oldukça yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. E vitamini açısından oldukça zengin olan fındık yemek de, bu nedenle beyin için yararlıdır. Aynı zamanda bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir.</p>
<h4>Brokoli</h4>
<p>C vitamini de hafıza açısından oldukça yararlıdır ve C vitamini içeren besinlerin başında brokoli gelir. Brokoli hem hafızaya hem de diğer hastalıklara iyi gelen bir yiyecektir. Bu nedenle mümkün olduğunca çok tüketilmesinde fayda vardır. Ayrıca turunçgiller, kivi, patates, karnabahar, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber de bol C vitamini içerir.</p>
<h4>Unutkanlık nedenleri</h4>
<p>Aşırı stresli ortamda bulunmak unutkanlığın en büyük nedenlerinden biridir. Zihinsel meşguliyetin fazla olması da hafızayı yavaşlatır. Depresyon geçiriyor olmak unutkanlığa neden olabilir. Aşırı sorumluk duygusundan dolayı çok ayrıntılara dalmak da unutkanlığa neden olur.</p>
<p>Hafızayı yavaşlatan nedenlerden biri de beslenme bozukluklarıdır. Bazı kaygı bozuklukları, şizofreni, bunama, kafa yaralanmaları, beyin kanamaları ve alzheimer gibi hastalıklar unutkanlığa yol açar. Vitamin eksiklikleri de bir başka nedendir.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/dogru-beslenerek-hafizanizi-guclendirin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vajinal bölgede ağrı, yanma, batma ve kaşıntı</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/vajinal-bolgede-agri-yanma-batma-ve-kasinti.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/vajinal-bolgede-agri-yanma-batma-ve-kasinti.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 14:01:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal bölge sorunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5159</guid>
		<description><![CDATA[vajinal bölgede ağrı yanma batma ve kaşıntı nasıl oluşur tedavi yöntemleri Vajinal bölgede meydana gelen ve tüm bayanların neredeyse üçte birini etkileyen sorunlar ve bu sorunlardan kurtulabilme anlamında önemli bilgileri sizlere sunuyoruz meleklerim. Bu sorunlardan herhangi birini yaşıyorsanız, aşağıdaki makalemizi okumalı ve hastalıkların detaylarını öğrenmelisiniz. Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Türk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>vajinal bölgede ağrı yanma batma ve kaşıntı nasıl oluşur tedavi yöntemleri</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Vajinal bölgede meydana gelen ve tüm bayanların neredeyse üçte birini etkileyen sorunlar ve bu sorunlardan kurtulabilme anlamında önemli bilgileri sizlere sunuyoruz meleklerim. Bu sorunlardan herhangi birini yaşıyorsanız, aşağıdaki makalemizi okumalı ve hastalıkların detaylarını öğrenmelisiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone size-full wp-image-5160" title="vajinal_bolge_kasinti_yanma_agri_tedavileri" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/vajinal_bolge_kasinti_yanma_agri_tedavileri.jpg" alt="" width="400" height="267" /></p>
<p style="text-align: justify;">Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ali Baloğlu, antidepresanlar ve ağrı kesici kremlerin kullanılabileceğini kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Doç. Dr. Ali Baloğlu, tıpta &#8216;<strong>Vulvadini</strong>&#8216; diye bilinen hastalığın vajina ve çevresinde görülen, zamanla kronikleşen bir hastalık olarak tanımlandığını vurgulayarak, &#8220;<strong>Dünya genelinde hastalığın görülme sıklığı yüzde 16-18&#8242;dir. Her 6 kadından biri, yaşamının bir döneminde, vajinal bölgede ağrı, yanma, batma ve kaşıntı şikayetleriyle hekime başvurmaktadır. Birçok kadın ise bu durumu saklamakta ve hekime başvurmamaktadır</strong>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="text-align: justify;">TAMAMEN YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞİL</h4>
<p style="text-align: justify;">Vulvadini hastalığında şikayetlerin yeri ve derecesinin gün içerisinde dalgalanmalar gösterdiğini ifade eden Baloğlu, ağrıların kalıcı, dönemsel, yaygın ya da bölgesel olabileceğini söyledi. Baloğlu, Vulvadini&#8217;ye etki eden birçok faktörün olduğunu ancak kanıtlanmış bir neden bulunamadığını belirterek, vajinal bölgedeki sinirlerde zedelenme, mantar enfeksiyonlarına karşı aşırı hassasiyet, ped ve tuvalet kağıdı gibi çevresel faktörlere karşı alerji, idrar ve bölgedeki kasların yapısının en önemli etkenler olduğunu kaydetti. Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavinin bulunmadığını ancak dönemsel olarak şikayetlerin giderilmesini sağlayan tedavilerin yapılabildiğini ifade eden Baloğlu, tedavide özellikle sakinleştirici özelliği olan antidepresanların kullanıldığını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Baloğlu, antidepresanların hastalığa bağlı gelişen psikolojik bozuklukları önlediğini, sinir ve kas sisteminde rahatlama sağladığı için ağrılı bölgede gevşemeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti: &#8220;<strong>Antidepresanlar, bu ve benzeri nedenlerden dolayı diğer krem ya da ağrı kesicilerden daha etkilidir. Bununla birlikte çeşitli ağrı kesici kremler, mantar ve enfeksiyon tedavisinde kullanılan antibiyotikler, adalelerin rahatlaması için fizik tedavi uygulamaları ve psikolojik davranışsal terapi yöntemleri uygulanmalıdır. Tedaviler, tek tek değil bir arada uygulanmalıdır. Bu yöntemlerle hastalığın tedavisindeki başarı oranı yüzde 60&#8242;ı geçmemektedir.</strong>&#8220;</p>
<h4 style="text-align: justify;">CERRAHİ TEDAVİ MÜMKÜN</h4>
<p style="text-align: justify;">Baloğlu, bu yöntemlerden sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi yöntemin de bir seçenek olduğunu ifade ederek, &#8220;<strong>Ağrılı bölge ameliyatla çıkartılıyor ancak bu yöntemde de hastaların yüzde 10&#8242;unda bir süre sonra hastalık tekrarlıyor</strong>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Cerrahi müdahale sonrasında fiziksel bir deformasyonun da söz konusu olduğunu dile getiren Baloğlu, operasyon sonrasında hastaya psikolojik destek verilmesi gerektiğini söyledi. Baloğlu, hastalığın kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine, sosyal yaşamdan, iş hayatından koparabildiğine ve cinsel yaşamdan uzaklaştırabildiğine dikkati çekerek, bu ve benzeri kısıtlamaların kadında güven kaybına yol açabildiğini kaydetti. Vulvadini hastalığına bağlı olarak cinsel yaşamında sorun yaşayan, bu nedenle eşinden uzaklaşan birçok kadının aile düzeninin bozulduğunu belirten Baloğlu, aktif yaşamdan kopan kadının bir süre sonra içine kapanmaya başlayabileceğini, öz güvenini yitirebileceğini söyledi.</p>
<h4 style="text-align: justify;">ÖNERİLER</h4>
<p style="text-align: justify;">Vulvadini hastalığından korunmak için genital bölgenin çok sık yıkanmaması, temizlikte sabun kullanılmaması, bölgenin yıkandıktan sonra iyice kurulanması gerektiğini anlatan Baloğlu, şu önerilerde bulundu:<br />
&#8220;- Parfümlü tuvalet malzemeleri kullanmayın,<br />
- Genital bölgeye asla sprey ya da parfüm sıkmayın,<br />
- Çamaşırlarınızı yıkarken daha önceden bilmediğiniz deterjanları kullanmayın,<br />
- Yüzde 100 pamuklu iç çamaşırı tercih edin,<br />
- Tayt giymekten kaçının,<br />
- Sürtünmeye neden olacak bisiklete binme gibi aktivitelerden mümkün olduğunca uzak durun,<br />
- Gece yatarken mümkünse iç çamaşırı ve pijama altı giymeyin.&#8221;</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/vajinal-bolgede-agri-yanma-batma-ve-kasinti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser olmayı engelleyen öneriler</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/kanser-olmayi-engelleyen-oneriler.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/kanser-olmayi-engelleyen-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 13:56:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden korunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5156</guid>
		<description><![CDATA[kanserden koruyan öneriler yöntemler etkenler bilgiler Kanserden korunabilme anlamında yapmanız ve yaşam biçimi haline getirmeniz gereken önerileri sizler için bir araya getirdik dostlar. Bu öneriler ile sizlerde kanserden korunabilir, bu şekilde ileride bu rahatsızlık konusunda sıkıntı yaşamayabilirsiniz. 1- SİGARA: Çalışmalar gösteriyor ki; günde tek bir tane dahi sigara içilmesi, kansere sebebiyet verebilir. Bu bağlamda nargile, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>kanserden koruyan öneriler yöntemler etkenler bilgiler</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Kanserden korunabilme anlamında yapmanız ve yaşam biçimi haline getirmeniz gereken önerileri sizler için bir araya getirdik dostlar. Bu öneriler ile sizlerde kanserden korunabilir, bu şekilde ileride bu rahatsızlık konusunda sıkıntı yaşamayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone size-full wp-image-5157" title="kanserden_koruyan_oneriler" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/kanserden_koruyan_oneriler.jpg" alt="" width="499" height="300" /></p>
<p style="text-align: justify;">1- SİGARA: Çalışmalar gösteriyor ki; günde tek bir tane dahi sigara içilmesi, kansere sebebiyet verebilir. Bu bağlamda nargile, puro ve pipo gibi diğer tütün türevlerini içmek ve pasif içicilik de risk taşıyor. Örneğin; bir nargile seansında yaklaşık 50 adet sigara içmiş gibi olduğunuzu unutmayın. Yanınızda sigara içen birisine asla müsamaha göstermeyin.</p>
<p style="text-align: justify;">KİLOYA VE MUTFAĞA ÇEKİ DÜZEN VERİN</p>
<p>2- İDEAL KİLO: İdeal kilomuzda yaşarsak, kanserden uzakta yaşamış sayılırız. Kabaca ideal kilomuz, boyumuzun son iki rakamı veya ondan en fazla 5 kg kadar daha fazlası olarak tanımlanabilir. Tüm yaşamımız boyunca ideal kilomuzu koruyacak bir beslenme sitili yaratmalıyız. Bunun için:<br />
a- Yarım kilo et: Haftada yarım kilodan fazla et yememeliyiz.<br />
b- Beyazlara veda: Unlu ve şekerli gıdalardan olabildiğince uzak durmalıyız.<br />
c- Doğru yağ seçin: Mutfağımıza sağlıklı yağlar dediğimiz zeytinyağı, fındık yağı, kanola yağı ve mısır yağı dışında yağ sokmamalıyız.<br />
d- Bol sebze makul meyve: Her gün karışık salata, sebze yemeği ve makul ölçülerde mevsimin meyvelerinden yemeliyiz.<br />
e- Tütsülemeyin: Kızartma, mangal ve tütsüleme gibi sağlıksız tekniklerle hazırlanmış gıdaları yememeliyiz.<br />
f- Alkole dikkat: Alkolü çok az miktarlarda almalıyız ya da hiç kullanmamalıyız.<br />
g- Organikten şaşmayın: Tüm gıdalarımızın doğal, organik, katkı ve koruyucu maddeler içermeyen gıdalar olmasına özen göstermeliyiz. Sürekli organik ürünler talep etmeliyiz. Genetiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmalıyız.<br />
h- Yatarken yemeyin: Yatmadan 3 saat evvel yiyecek tüketimine son vermeliyiz.</p>
<p style="text-align: justify;">İŞE GİDER GİBİ SPORA GİDİN</p>
<p>3- SPOR:</p>
<p style="text-align: justify;">Gerek ideal kilomuzu korumak, gerekse de bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için düzenli spor yapmalıyız. Haftada en az 3-4 gün, ideali her gün yapılacak olan yarım saatlik tempolu koşu aslında yeterlidir. İlaveten yapılacak aletli, aletsiz egzersizler sağlığımıza ek katkılar sağlayacaktır. İşe gidiyormuş gibi spor salonuna gitmeyi alışkanlık haline getirmeliyiz.<br />
GECE 12&#8242;DEN SONRA IŞIKLARI KAPATIN</p>
<p>4- DÜZENLİ UYKU:</p>
<p style="text-align: justify;">Erişkinlerin günde 7.5 saat aralıksız uyumaları zorunludur. Ayrıca en geç gece yarısı saat 12&#8242;de, ışıksız bir ortamda uykuya geçmemiz lazım ki bizi kanserden koruyan melatonin hormonu salgılanmaya başlasın. Gündüz telafi uykuları aynı faydayı sağlamamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">OKULLARI VE SINIFLARI HAVALANDIRIN</p>
<p>5- MESKEN GAZLARI:</p>
<p style="text-align: justify;">Her sabah evimizi, işyerlerimizi, çocuklarımızın saatlerce vakit geçirdiği okullarımızı ve sınıflarımızı 5-10 dakika havalandırıp, gece boyunca biriken başta radon olmak üzere kanserojen gazlardan kurtulmamız lazım. Radon gazı, akciğer kanserinin en önemli nedenlerinden birisidir. Özellikle hiç sigara içmeyen insanlarda görülen akciğer kanserlerinden sorumlu olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">ÇOCUĞUNUZU CEPTEN UZAK TUTUN</p>
<p>6- ELEKTROMANYETİK RADYASYON:</p>
<p style="text-align: justify;">Nükleer bir savaş ya da en son Japonya&#8217;da olduğu üzere nükleer bir kaza sonucu maruz kalınacak iyonizan radyasyondan hepimizi daha çok ilgilendiren iyonizan olmayan radyasyondan korunmalıyız. Bunun için:<br />
a- Cep telefonuna sınır koyun: Beyin gelişimini henüz tamamlanmadığı 12-13 yaşına dek çocuklarımızı cep telefonlarından uzak tutmalıyız. Erişkinlerin de günde en fazla 30 dakika ve kulaklıkla cep telefonu kullanması gereklidir.<br />
b- Modemi kapatın: Küçük ev aletlerinin ciddi elektromanyetik radyasyon yaydığını unutmayın. Gece yatarken odanızda kablosuz modem, cep telefonu vs. bulundurmayın. Isıtıcıların yatağınıza en az 2 metre uzaklıkta olmasına dikkat edin. Mümkünse evinizin baz istasyonları ya da yüksek gerilim hatlarından uzakta olmasına dikkat edin.</p>
<p style="text-align: justify;">GÜNEŞTEN KORUNMAYI ÖĞRENİN</p>
<p>7- GÜNEŞ:</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle yaz aylarında ya da karlı yüksek rakımlı bölgelerde yaşayanların kış aylarında da dikkat etmeleri gereken husus; güneşin tehlikeli ultraviyole-B ışınlarıdır. Yazın saat 10-15 arasında asla denize girilmemeli; sokağa çıkarken de güneşten korunacak şekilde giyinmeliyiz. Özellikle sarışın, çilli ve vücudunda 20&#8242;nin üzerinde beni bulunan insanların güneşten korkmaları gerekir. Güneş kremlerinin asla gerçek koruma sağlayamayacağı unutulmamalıdır. Solaryuma asla gidilmemelidir.<br />
ERKEN TEŞHİS BÜYÜK ORANDA SİZİN ELİNİZDE</p>
<p>8- KORUYUCU TIP UYGULAMALARI:</p>
<p style="text-align: justify;">Kanserden korunmanın en ucuz ve en etkili yöntemi ona yakalanmamaktır. Bunun için:</p>
<p style="text-align: justify;">a- Check-up lüks değil: Herkesin yılda bir kere check-up programına katılması gereklidir.<br />
b- Hekiminizle konuşun: Meme, kalın barsak, rahim ağzı, akciğer ve prostat kanseri gibi bazı kanserlerin rutin tarama programları vardır; hekiminizle bu konuyu konuşun.<br />
c- Aşıları unutmayın: Bazı aşı programları (hepatit, rahim ağzı gibi) kansere karşı koruma sağlar.<br />
d- Hormondan uzak durun: Menopoza girmiş kadınlarımızın sıkıntıları için uygulanan hormon replasman tedavisi dediğimiz hormon ilaçlarının yerine başka ilaçlar kullanmalarını tavsiye ediyoruz.<br />
e- Genlere dikkat: Genetik yatkınlığı olanlar, onkologları ile risk değerlendirmelerini yapıp, gerekli önlemleri almalı.</p>
<p style="text-align: justify;">9- KİMYASAL VE ENDÜSTRİYEL MADDELER</p>
<p>a- İşyeri kanser etmesin: Kanserlerin önemli bir kısmında neden, yaptığımız işle ilgilidir. Özellikle işyerlerimizde çeşitli kimyasal maddelere, boya maddelerine ve endüstriyel tozlara (asbest, silika, kömür) maruz kalıyorsak; işverenden endüstriyel hijyeni sağlaması için gerekli önlemleri almasını talep etmeliyiz. Bunun için özel korumalı giysiler ve maskeler, uygun havalandırmalı odalar ve kabinler oluşturulması, düzenli sağlık kontrolleri, sık sık istirahatlar temin edilmelidir.<br />
b- Ne giydiğinizi bilin: Kimyasallara maruz kaldığımız diğer bir husus özellikle uzak doğudan ithal edilen giysiler ve oyuncaklarda kullanılan azo boyarlar ve tehlikeli kimyasallardır. Bu ürünlerden uzak durmalıyız.<br />
c- Saç boyaları masum değil: Saç boyalarının özellikle kan ve kemik iliği kökenli kanserlerde rol oynadığını unutmamalıyız.<br />
d- Mevsiminde beslenin: Organik olmayan gıda maddelerinde yüksek oranda kimyasallar olduğunu unutmayın. Bu nedenle en iyisi mevsimin sebze ve meyvelerini tüketmektir.<br />
e- Egzoz gazından korunun: Trafikte uzun zaman geçiriyorsak; başta dizel egzozları olmak üzere birçok kansere neden olan gazlara maruz kaldığımızı unutmayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">STRESLİYİM DEMEYİN ÇÖZÜMLER ÜRETİN</p>
<p>10- STRESLE BAŞA ÇIKMA TEKNİKLERİ:</p>
<p>Eğer yaşamımızda ciddi stres oluşturan bir faktör varsa en iyisi ondan kurtulmaktır. Bu mümkün değilse stresle baş etme yöntemlerini uygulamalıyız. Örneğin; düzenli spor yapabilir, seyahat edebilir, hobiler edinebiliriz. Sanatla ilgilenebilir, çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunabiliriz. Bunlar bizi günün stresli rutininde kurtaracaktır. Ruh sağlığımızı tehdit eden stresler için kesinlikle profesyonel destek almalıyız.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/kanser-olmayi-engelleyen-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızamık belirtileri ve tedavisi</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/kizamik-belirtileri-ve-tedavisi.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/kizamik-belirtileri-ve-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 14:23:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[kızamık belirtileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5153</guid>
		<description><![CDATA[kızamık nedir nasıl oluşur belirtileri tedavisi hakkında bilgiler&#8230; Etkisi altına aldığı kişileri fazlasıyla zorlayan ve yüz, boyun çevresinde kırmızı lekeler oluşmasına etken olabilen kızamık rahatsızlığı konusunda, sizlere önemli bilgiler sunuyoruz dostlar. Bu bilgileri takip ederek, sizlerde kızamık hakkında daha detaylı bilgilere sahip olabilirsiniz. KIZAMIK   İlkbaharda ve kışın son döneminde ortaya çıkan, virüsün neden olduğu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>kızamık nedir nasıl oluşur belirtileri tedavisi hakkında bilgiler&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Etkisi altına aldığı kişileri fazlasıyla zorlayan ve yüz, boyun çevresinde kırmızı lekeler oluşmasına etken olabilen kızamık rahatsızlığı konusunda, sizlere önemli bilgiler sunuyoruz dostlar. Bu bilgileri takip ederek, sizlerde kızamık hakkında daha detaylı bilgilere sahip olabilirsiniz.</p>
<p><img class="wp-image-5154 alignleft" title="Kizamik_belirtileri" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/Kizamik_belirtileri.jpg" alt="" width="346" height="193" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>KIZAMIK</strong></p>
<p style="text-align: justify;">  İlkbaharda ve kışın son döneminde ortaya çıkan, virüsün neden olduğu, ateş ve deride döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı bir hastalıktır.<br />
Kızamık, hastanın iş ya da okul hayatına engel olur. Kişi, kendini oldukça yorgun hisseder ve ateşi yükselir. Tehlikeli bir hastalık olan kızamık, bazı yan etkiler sonucu başka rahatsızlıklara (ishal, akciğerde, gırtlakta, orta kulakta iltihap) yol açar. Bu hastalıkların görülme sıklığı ortalama %10 civarındadır.<br />
Kızamık, hamilelerde, bebeklerde tehlikelidir. Ayrıca bu hastalık, ölüme bile sebep olabilir. Aşının kullanılmadığı bölgelerde salgın görülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    KIZAMIK NASIL BULAŞIR?</strong><br />
Kızamığa neden olan mikrop, hastanın ağız ve burun boşluğuna yerleşir. Yerleştikten sonra bir hafta içinde, hastalık bulaşabilir. Bu süre, döküntünün başlamadan önce ve başladıktan sonraki dönemidir.<br />
Bulaşma yolu, konuşma, hapşırma ya da öksürme ile tükürük damlacıklarının yayılması ile olur. Kızamık virüsü, havada iki saat kadar canlı kalır. Çocukluk dönemi hastalığı olarak bilinse de, bu dönemde hastalığa yakalanmamış erişkinlerde de ortaya çıkabilir. Hastalık görüldüğünde, vücut bu mikroba karşı bağışıklık kazandığından, tekrarlamaz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    KIZAMIK NASIL ORTAYA ÇIKAR?</strong><br />
Kızamık virüsüne temas etmek, ayrıca hastalığa karşı vücudun bağışık olmaması, hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Hastanın, ağız ya da burun boşluğuna yerleşen mikrop, burada üreyerek, bütün vücuda yayılmaya başlar. Mikrop, kana karıştıktan yaklaşık 10 gün sonra hastalığın belirtileri ortaya çıkar. Bu durum hastalığın, 15. gününe denk gelir. Bundan sonra hastalığın bulaşması azalır. Çünkü, döküntüyle birlikte mikrobun üremesi de azalmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    KIZAMIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?</strong><br />
Mikrop girdikten sonra, 10. günde döküntü öncesi dönemin bulguları ortaya çıkar ve en fazla 3 gün sürer. Hastanın ateşi yükselir, titreme vardır ve ağzının içinde küçük, beyaz lekeler ortaya çıkar. Öksürük kuru ve inatçıdır ve yine bu dönemde ortaya çıkar. Gözler kızarmıştır ve ışıktan rahatsız olur.<br />
Döküntülü dönemde, döküntüler kırmızılaşır ve büyür. Biraz kabarmıştır ve sayıları artmıştır. Yüzde ve boyunda ortaya çıkan döküntü daha sonra gövdeye,kollara ve bacaklara da yayılır. Hasta yorgundur ve ateşi tekrar yükselmiştir. Soğuk algınlığı, bu dönemde görülür. Bademcikler şişmiştir.<br />
Daha sonra iyileşme dönemi başlar. Döküntüler solar ve düşmeye başlar. İz bırakmazlar ve hasta artık iyileşmiştir. Kişi, eski enerjisine kavuşur. Hastanın ateşi normale döner ve kişi, soğuk algınlığından kurtulur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    KIZAMIK TANISI NASIL KONUR?</strong><br />
Kızamık hastalığında ortaya çıkan belirtiler, bu hastalığa özgü bir durum değildir. Bir çok enfeksiyon sonrası bu belirtiler görülür. Ama döküntü ve döküntünün ortaya çıktıktan sonraki seyri, hastalığın tanısı için önemlidir. Döküntü başlamadan önce hastalığın tanısını koymak zordur.<br />
Kızamıkta ortaya çıkan lekeler hastadan hastaya farklılık gösterir. Ayrıca ağız içinde görülen bu beyaz lekeler başka bir hastalıkta oluşan bir bulgu değildir. Bu durum da tanı için önemli bir kriterdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    KIZAMIK TEDAVİSİ</strong><br />
Kızamığın tedavisinde amaç, hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaktır. Kızamık için geliştirilmiş bir ilaç yoktur. Ateş düşürücü, ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Öksürük için öksürük şurupları önerilir.<br />
Bu yüzden evde yapılan tedavi, önemlidir. Hastanın kaldığı oda tedbir amacından ayrılmalıdır. Ayrıca, odanın sık sık havalandırılması ve gün ışığı görmesi gerekir. Oda ısısı 20 derece civarı olmalıdır. Beslenme, kızamık hastaları için önemlidir ve dikkat edilmelidir. Özellikle sıvı besin alımı, meyve suları ile hasta beslenir. C vitamini için de gereklidir. Et suyu, süt ve süt ürünleri verilebilir. Sıvı besinlerin verilmesindeki amaç sindiriminin kolay olmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>    KIZAMIKTAN KORUNMA VE KIZAMIK AŞISI</strong><br />
Kızamık aşısı, cilt altına, enjeksiyonla yapılır. Çocuklarda ya da hastalığı geçirmemiş erişkin kişilerde, iki doz halinde uygulanır. En erken 12 aylıkken, 15. aya kadar uygulanabilir. İkinci aşı, çocuk 4-6 yaş arasında iken uygulanır. Bu iki aşıdan sonra, kızamığa karşı yüzde 99 oranında korunma sağlanır.<br />
Ayrıca kızamık aşısı, yetişkinlerde ve hamilelikten önce yapılabilir. Fakat “hamilelikte” uygulanmaz.Böylece hastalığa karşı koruyuculuk sağlanır. Hiç bir yan etkisi yoktur. Olsa bile hafiftir ve önemli değildir.</p>
<div data-href="http://www.facebook.com/pages/Bayansitesinet/135452546583560" data-send="true" data-width="450" data-show-faces="true"></div>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/kizamik-belirtileri-ve-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku hastalığı nedir ve nasıl tedavi edilir?</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/uyku-hastaligi-nedir-ve-nasil-tedavi-edilir.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/uyku-hastaligi-nedir-ve-nasil-tedavi-edilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 14:32:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[uyku hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5151</guid>
		<description><![CDATA[uyku hastalığı nedir nasıl olur nasıl tedavi edilir? Uyku hastalığı olarak bilinen &#8221; İnsomnia &#8220;, uykuya geç dalma, bir anda uyanma ve dinlendirmeyen uyku gibi belirtileri olan bir rahatsızlık çeşitidir. Peki bu rahatsızlık hangi etkenlerden dolayı oluşur ve nasıl tedavi edilir? Gelin bunu aşağıdaki makalemizden hep birlikte öğrenelim. Uyku hastalıkları, hastanın uykusu sırasında ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>uyku hastalığı nedir nasıl olur nasıl tedavi edilir?</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Uyku hastalığı olarak bilinen &#8221; <strong>İnsomnia</strong> &#8220;, uykuya geç dalma, bir anda uyanma ve dinlendirmeyen uyku gibi belirtileri olan bir rahatsızlık çeşitidir. Peki bu rahatsızlık hangi etkenlerden dolayı oluşur ve nasıl tedavi edilir? Gelin bunu aşağıdaki makalemizden hep birlikte öğrenelim.</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone size-full wp-image-5152" title="uyku_hastaligi_insomnia" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/uyku_hastaligi_insomnia.jpg" alt="" width="320" height="304" /></p>
<p style="text-align: justify;">Uyku hastalıkları, hastanın uykusu sırasında ya da uyumak istediğinde ortaya çıkan klinik durumlardır. Bugün seksenden fazla uyku hastalığı varlığını ve bunlardan bazılarının görülme sıklığının diğerlerine oranla daha fazla olduğunu biliyoruz.</p>
<p>Toplumda ve hekimler arasında uyku hastalığı denilince sadece fazla uyumak ve uyuyamama, uyku hastalığı olarak anlaşılmaktadır. Oysa uyku hastalıkları uyku sırasında görülen uyku kalitesini bozarak bireyin dinlenememesi, bilincinin tazelenememesi,gündüz aktivitelerinin bozulması ve bireyin sağlıklı olduğu dönemdeki kapasite ve becerilerinin azalması ile seyreden hastalıklardır.</p>
<p>Uyku hastalıkları ile ilgili gerçek anlamda bilimsel çalışmalar geçen yüzyılın başında Amerika ve Avrupa’da başlamış. Başlangıçta rüya içeriğini açıklamak için yola çıkılmış. Ancak bu çalışmalar sırasında insan yaşamında çok önemli sağlık problemlerinin oluşmasına neden olan, klinik durumların ortaya çıktığı gözlenmiş. Bu temeller üzerine geliştirilen ve yapılan çalışmalar uyku tıbbının altmışlı yılların ortaları ve yetmişli yılların başında  ayrı bir disiplin, ayrı bir uzmanlık alanı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yetmişlerden sonra uyku hastalıkları ile ilgili teknolojik ve bilimsel gelişme baş döndürücü hızla artmıştır.<br />
Bizde, konuyla ilgilenme seksenli yılların başında bir kaç bilim adamının yurtdışı çalışmaları ve yurda döndüklerinde bu işle ilgilenmeleri ile başlamıştır. Doksanlı yıllara kadar iki üniversite kliniğinde çalışan, ancak uğraşanların dışında kimsenin fazla ilgilenmediği bir tıp alanı olarak varlığını sürdürmüştür.<br />
Başlangıçta uyku hastalıkları bizde fantazi olarak algılanmış. Ancak doksanlı yılların başında, nöröloji ve psikiyatri dışında, biz göğüs hastalıkları uzmanlarının da konuyla ilgilenmesi ie bu konuya olan ilgiyi artmıştır. Toplum ve hekim kitlesinin konu hakkında bilgilenmesinin artması ve ilginin odaklanması, uyku hastalıkları ile ilgilenen araştırmacı ve hekimlerin düzenlediği konferanslar, sempozyumlar, seminerler ve yaptıkları yayınlar sonucunda olmuştur. Seksenli yıllarda iki olan merkez sayısı bugün yirmilere çıkmıştır.</p>
<p>Uyku hastalıklarının her biri farklı sıklıkda görülmektedir. Çok seyrek görülen hastalıklar olmasına karşın, çok sık görülen hastalıklar da vardır. Bu konuda örnek verecek olursak astım ve diyabet gibi  hastalıklar kadar sık görülen hastalıklar olup, yaşam kalitesini en az onlar kadar bozarlar.Hastalıklar her yaşta görülmesine karşın, bazılarının sıklığı yaşın ilerlemesine bağlı olarak artmaktadır.Cinse görede bazı hastalıkların dağılımı değişmektedir. Örneğin, uyku apne sendromu erkek cinste daha çok görülmektedir.</p>
<p>En sık görülen uyku hastalıkları insomnia,uyku apne sendromu, huzursuz bacak sendromu, narkolepsi gibi hastalıklardır. Bu hastalıklardan en sık görüleni insomnia olup, ABD istatistiklerine göre %17 oranındadır. Bu görülme sıklığı kronik obstrüktif akciğer hastalığı (kronik bronşit + amfizem)sıklığı kadardır. Yine uyku apne sendromunun ülkesel boyutta farklılıklar göstermesine karşın % 2-5 oranında görüldüğü bildirilmiştir. Bu hastalığında sıklığı şeker hastalığı görülme sıklığından fazla olup,astım sıklığı kadardır.Yine huzursuz bacak sendromu sıklığı %5 dolayındadır. Narkolepsi diğerlerine göre daha az görülmekle birlikte % 0.05 dolayında görülmektedir.<br />
Bu hastalıkların önemi, gündüz aşırı uyku eğilimini artırıyor olmalarıdır ve başka klinik durumların gelişmesinde tetikleyici rollerinin varlığıdır.</p>
<p>İnsomnia, uykuya güç dalma, uykudan sık uyanma, uyku zamanın kısalması ve dinlendirici olmayan uykuya verilen addır. İnsomniaya bağlı olarak hasta uykudan dinlenmemiş kalkar, yorgundur, çalışma kapasitesi azalmış, mutsuz, depresiftir ve anksiyetesi olabilir. Kişinin günlük davranışlarında değişiklikler olur.<br />
Yine en çok yakınılan konu gündüz aşırı uyku eğilimidir.<br />
Tedavisi zordur, uyku hijyenini sağlayarak, davranışsal ve ilaç tedavisi yapılarak kişinin yakınmalarının üstesinden gelinmeye çalışılır.</p>
<p>Gündüz aşırı uyku eğilimi uyku hastalıklarına bağlı olarak sıklıkla gelişen, gece uyku kalitesinin bozulması nedeniyle dinlendirici uykunun olmamasına bağlı olarak, kişinin gündüz yaşamında uyku eğiliminin artması ve kimi zaman iş başında bile küçük uyku ataklarının olması halidir. Buna hipersomnolens ya da excessive daytime sleepness denir. Yaşamımızda önemi elbette çok fazladır. Kişinin çalışma kapasitesini ve becerisini doğrudan etkileyen önemli bir durumdur. Diğer bir önemi ise trafik kazaları ve iş kazalarında oynadığı roldür.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/uyku-hastaligi-nedir-ve-nasil-tedavi-edilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boyun ağrısından korunabilmek</title>
		<link>http://saglik.meleklermekani.com/boyun-agrisindan-korunabilmek.html</link>
		<comments>http://saglik.meleklermekani.com/boyun-agrisindan-korunabilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 May 2012 13:45:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manset]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık Konuları]]></category>
		<category><![CDATA[boyun ağrısından korunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.meleklermekani.com/?p=5149</guid>
		<description><![CDATA[boyun ağrısından korunabilme önerileri yöntemleri&#8230; Çağımızın rahatsızlıkları içerisinde yer alan ve fazlasıyla can sıkan boyun ağrıları konusunda önemli bilgileri sizlere sunuyorum meleklerim&#8230; Yaşattığı büyük ağrılar ile bizleri epey bir zorlayan bu rahatsızlık konusunda uzmanların açıklamalarını aşağıdaki makalemizde bulabilirsiniz&#8230; Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, çok çalışanın hastalığı olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<!-- google_ad_section_start -->
<p style="text-align: justify;"><strong>boyun ağrısından korunabilme önerileri yöntemleri&#8230; </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çağımızın rahatsızlıkları içerisinde yer alan ve fazlasıyla can sıkan boyun ağrıları konusunda önemli bilgileri sizlere sunuyorum meleklerim&#8230; Yaşattığı büyük ağrılar ile bizleri epey bir zorlayan bu rahatsızlık konusunda uzmanların açıklamalarını aşağıdaki makalemizde bulabilirsiniz&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><img class="alignnone size-full wp-image-5150" title="boyun_agrisi_nasil_gecer" src="http://saglik.meleklermekani.com/wp-content/uploads/boyun_agrisi_nasil_gecer.jpg" alt="" width="610" height="345" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, çok çalışanın hastalığı olarak tanımladığı boyun kireçlenmesini anlatıyor.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Boyun kireçlenmesi, boyun omurlarının ve aralarında bulunan disk yapılarının yıpranması sonucu oluşan bir hastalık. Meydana gelen değişiklikler, omuriliğin geçtiği kanalı veya omurlar arasından çıkan sinirlerin geçtiği kanalları daraltarak sinirlerde bası oluşturuyor. Bu basıya bağlı olarak boyunda ve kollarda ağrı ve uyuşma ortaya çıkıyor. 40-50 yaş arasında şikayetler gelişmekle birlikte yaş ilerledikçe görülme sıklığı da artıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Daha çok ileri yaşta görülüyor!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Boyun kireçlenmesinde en sık görülen şikayetin boyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, ağrı şikayetinin sıklıkla boyun hareketleriyle artan, dinlenince azalan nitelikte geliştiğini belirterek şunları söylüyor: “ Boyun kireçlenmesinde sinir basısına bağlı olarak kol ağrısı, uyuşma, kas güçsüzlüğü ve duyu kusurları da ortaya çıkabiliyor. Ağrı süresi uzadıkça uyku bozukluğu, depresyon şikayetleriyle karakterize kronik ağrı sendromu denilen tablo gelişiyor. Boyun içinden geçen damarların baskısına bağlı boyun harekletleriyle artan baş dönmesi şikayeti görülebiliyor. Daha çok ileri yaşta, fiziksel olarak ağır işlerde veya uzun süre aynı pozisyonda kalarak çalışanlarda, duruş bozukluğu ve ciddi omurga eğrilikleri (skolyoz) olan hastalarda boyun kireçlenmesi riski bulunuyor. Hastalığın tanısı genellikle muayeneyle konuyor. Ayrıca, bu bulgularını desteklemek için, boyun filmi, magnetik rezonans görüntüleme (MRI), bilgisayarlı tomografi ve sinir ileti çalışmaları da yapılıyor.”</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Boyun kireçlenmesinde ilk adım, ağrıyı kontrol altına almak!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Boyun kireçlenmesinde öncelikle ilaç tedavisiyle fizik tedavi ve rehabilitasyon programları öneriliyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programında sıcak soğuk tedavileri, derin dokuları ısıtıcı tedaviler ve elektrik tedavisi, kas spazmı ve kola yayılan ağrının azaltılması sağlıyor. Ağrı kontrole alındıktan sonra boynun hareket açıklığını sağlamaya, kaslarını kuvvetlendirmeye ve duruşu düzeltmeye yönelik egzersiz programlarına başlanıyor. Bu yöntemlerle ağrısı azalmayan hastalarda girişimsel yöntemler uygulanıyor. Kas içi enjeksiyonlar, eklem ve sinir köküne yönelik enjeksiyonlar girişimsel yöntemler olarak uygulanabiliyor. Uygulanan tedavilere yanıt alınamıyorsa ve ciddi sinir kökü ve omurilik basısı varsa hastaya cerrahi tedavi öneriliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Boyun ağrısından korunmak için şunlara dikkat edin!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bilgisayarla çalışırken boynun doğal pozisyonunu bozmayacak şekilde ayarlamalar yapın. Bilgisayar kullanırken baş ve boyun dik ve gövdeyle aynı hizada olmalıdır. Sırtı destekleyen bir sandalye kullanılmalıdır. Bilgisayarın durduğu masa ile oturulan iskemlenin yüksekliği orantılı olmalıdır. Bilgisayar göz hizasına göre ne çok aşağıda ne çok yukarıda yer almalıdır. Monitörün üst hizası göz seviyesinde veya biraz aşağısında olmalıdır. Monitör ile göz arasında 50-65 cm mesafe olmalı ve monitör çalışırken tam karşınızda yer almalıdır.Uzun süre aynı pozisyonda kalmamaya özen gösterin. 30-40 dakikada bir pozisyon değiştirin, saat başı 5-10 dk mola verin.Sık telefon görüşmesi yapıyorsanız, kulaklık biçimindeki telefon ahizelerini tercih edin.Uzun süre taşıt kullanmaktan kaçının.Çok yüksek veya alçak yastık kullanmamaya dikkat edin. Yastığın, boyun boşluğunu desteklemesine dikkat edin.Boyun bölgesine yönelik verilmiş egzersizleri her gün yapmaya özen gösterin.</p>

<!-- google_ad_section_end -->
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://saglik.meleklermekani.com/boyun-agrisindan-korunabilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

